A1 Capital tarafından yayımlanan Günlük Bülten’de, ons altında üç haftada yüzde 15’i aşan sert bir fiyat hareketi görüldüğü belirtildi. Yükselişin yalnızca jeopolitik riskler ve güvenli liman talebiyle açıklanamayacağı, hareketin asıl nedeninin dolar, reel faiz ve Fed beklentilerinin aynı anda altın lehine dönmesi olduğu ifade edildi.
5 Ağustos’taki ilk güçlü hareketin ABD tahvil faizlerinin gerilemesiyle başladığı aktarılan bültende, İran ve Hürmüz Boğazı konusunda bir yumuşama ihtimalinin ortaya çıkmasının petrol fiyatlarını ve dolayısıyla enflasyon endişelerini azalttığı, bunun da uzun vadeli tahvil faizlerini aşağı çektiği kaydedildi. Altının faiz getirisi sağlamayan bir varlık olması nedeniyle tahvil faizleri, özellikle enflasyondan arındırılmış reel faizler düştüğünde daha cazip hale geldiği belirtildi. Bu nedenle ilk yükselişin temelinde güvenli liman talebinden çok altının fırsat maliyetindeki düşüşün bulunduğu ifade edildi.
ABD enflasyon verilerinin ardından Fed’in eylül ayında yeniden faiz artırmak zorunda kalacağı düşüncesinin zayıfladığı, piyasadaki faiz artırımı ihtimalinin yüzde 30’lu seviyelere kadar gerilediği ve doların da değer kaybetmeye başladığı aktarıldı. Doların zayıflamasının diğer para birimleriyle altın alan yatırımcıların maliyetini düşürdüğü, Fed’in faiz artırmayacağı beklentisinin ise altını elde tutmanın alternatif maliyetini azalttığı kaydedildi.
Asıl kırılmanın ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını büyütme kararıyla yaşandığı belirtilen bültende, Hazine’nin piyasadaki düşük likiditeli eski tahvilleri geri alarak uzun vadeli tahvil piyasasının işleyişini desteklemeyi ve faizlerdeki düzensiz yükselişi sınırlamayı hedeflediği ifade edildi. Uygulamanın teknik anlamda QE olmadığı, tahvilleri para yaratarak satın alanın Fed değil ABD Hazinesi olduğu aktarıldı. Ancak piyasa etkisi açısından uzun vadeli faizleri aşağı çekebilecek ve finansal koşulları gevşetebilecek bir adım olarak algılandığı belirtildi.
Piyasanın verdiği tepkinin de bunu gösterdiği, tahvil faizlerinin gerilediği, doların zayıfladığı ve altının bir günde yüzde 4’ün üzerinde yükseldiği kaydedildi. Yatırımcıların Hazine’nin tahvil piyasasındaki faiz yükselişine tamamen kayıtsız kalmayacağı sonucunu çıkardığı, bunun da ABD’nin mali görünümüne ilişkin endişeleri artırdığı ve reel varlıklara yönelimi güçlendirdiği ifade edildi. Altının böylece yalnızca düşük faiz beklentisinden değil, doların ve ABD kamu maliyesinin kredibilitesine ilişkin soru işaretlerinden de destek aldığı belirtildi.
Yükselişin arkasında gerçek yatırımcı talebinin de bulunduğu aktarılan bültende, temmuz ayında küresel altın ETF’lerine yaklaşık 3 milyar dolarlık net giriş gerçekleşmesinin kurumsal yatırımcıların yeniden altın pozisyonu almaya başladığını gösterdiği kaydedildi. Fiyat hareketinin yalnızca vadeli piyasalardaki kısa vadeli spekülasyondan kaynaklanmadığı, portföylerde altının ağırlığının da artırıldığı ifade edildi.
Fed’in yıl sonuna kadar yeni bir faiz artırımına gitmemesi, ABD reel faizlerinin mevcut seviyelerden belirgin şekilde yükselmemesi, Dolar endeksinin güçlü bir yükseliş trendine dönmemesi, merkez bankası ve ETF talebinin devam etmesi, İran-ABD geriliminin kontrol altında kalması ancak tamamen ortadan kalkmaması ve ABD Hazinesi’nin geri alımlarının tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklediği konjonktürde 2026 yıl sonu merkez tahmininin 5.000 dolar olduğu ifade edildi.
Küresel piyasalarda ana hikâyenin ise risk iştahının tamamen bozulmasından çok teknoloji hisselerinde yükselen değerleme sorgulaması olduğu aktarıldı. Wall Street’te Dow Jones’un yüzde 0,26 yükselirken S&P 500’ün yüzde 0,28, Nasdaq’ın ise yüzde 0,76 gerilediği belirtildi. Bu ayrışmanın piyasanın genelinden ziyade teknoloji tarafında pozisyon azaltıldığını gösterdiği ifade edildi. Yarın açıklanacak Nvidia bilançosuna ilişkin beklentilerin çok yüksek olmasının “iyi bilanço yetmeyebilir” kaygısını artırdığı kaydedildi.
Tahvil cephesinde ABD 10 yıllık faizinin yüzde 4,70’e, 30 yıllık faizin yüzde 5,23’e gerilediği aktarıldı. Buradaki rahatlamanın Fed beklentilerinden çok ABD Hazinesi’nin genişleyen tahvil geri alımlarını nakit hesabından finanse edebileceği haberinden kaynaklandığı belirtildi. Avrupa tarafının yatay seyrettiği, Almanya ekonomisindeki sınırlı toparlanmanın olumlu olduğu ancak bunun kamu harcamaları ve ihracat siparişleriyle mi, yoksa kalıcı iç taleple mi gerçekleştiğinin önemli olduğu ifade edildi.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 mobilhayatlar.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.